Flaş gelişme: BioNTech / Pfizer aşısının etkinlik oranı değişti!

2023.12.05

Röportaj: Anadolu ve Mezopotamya'nın Efsanevi Dünyasına Kapı Aralayan Sürdürülebilir Bir Oyun Stüdyo

Oyun sektöründe inovasyon ve yaratıcılığı bir araya getirerek, kullanıcılara derinlemesine bir hikaye deneyimi sunmayı hedefleyen Rahmi Aydemir, aynı zaman net sıfır hedefine katkı sağlamak amacıyla sürdürülebilir işletme vizyonunu ortaya koyuyor.

Sürdürülebilirlik, dijitalleşme, finans ve mühendislik alanlarında hizmet veren GARA Yönetim Danışmanlığı ile mobil, PC platformlarına içerik üreten LUGAL Games’in kurucusu ve yöneticisi olan, girişimci ve öğretim görevlisi Rahmi Aydemir ile çalışmalarını, karbonsuz gelecek beklentilerini ve oyun sektörü üzerine konuştuk.

Tanımayanlar için Rahmi Aydemir kimdir?

Sürdürülebilirlik ve dijitalleşme ekseninde çalışmalar yürüten, inovasyon ve dönüşümü destekleyen projeleri hayata geçirme mücadelesinde olan bir girişimciyim.

2013 yılının Eylül ayında Türkiye’de enerji alanında köklü değişimlerin yaşandığı bir dönemde ekonomistler, aktivistler, akademisyenler ve iş dünyasından katılımcılarla sürdürülebilirliği çok yönlü tartışarak, kavramın henüz sektör ve ülke gündeminde yeterince yer almadığı, dillere pelesenk olmadığı bir dönemde “Sürdürülebilir Yaşam ve Enerji Söyleşileri” adlı ilk kitabım yayımlandı. Küresel Kaynaklar Grubu Başkanı Mehmet Öğütçü’nün önsözü ile desteklediği bu çalışmam ile ilerleyen dönemlerde sürdürülebilirlik konusundaki farkındalığın ve ilginin de artmasıyla mütevazi bir kitle tarafından bilinirliğe kavuştum. 2015 yılında Bosphorus Enerji Kulübünün 100 Genç Enerji Liderlerinden biri olarak gösterildim.

Mevcut işlerimin yanında, iki yıla yakın bir süredir, İstanbul Aydın ile İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak eğitim vermekteyim.

Girişiminizin doğuş hikayesi nedir? Topluma nasıl bir etki sunuyor?

Çizgi romanlara ve oyunlara karşı çocukluğumdan beri süregelen Japonların deyişiyle bir otakum var. Jean Giraud’un Blueberry’si ve Martin Mystere ile büyümek, Bande Desinee ve Fumetti içeriklerine olan ilgim; koleksiyonerliğe ve oradan da grafik roman yapımcılığına evrildi. Bir çocuğun video oyunlarına duyduğu heyecanı ilerleyen dönemlerde de korumam ve yaş aldıkça değişen film tercihlerimle kendi kültürel, estetik ve felsefi bağlamımı oluşturmaya başladım. Kısa zamanda tüm bunlar benim için eğlence olmaktan çıkmış, bir öğrenme ve keşfetme süreci haline gelmişti. Kütüphanem büyüdükçe kurgulamak, yazmak ve tasarlamak konusunda isteğim ve bu birikimi başkalarıyla paylaşma ihtiyacım, günbegün artıyor; benzer tutkuya sahip insanlarla bağlantı kurma arzumu ateşliyordu. Bu sayede de Uluslararası Çizer Enis Temizel ile tanıştım ve on yılı aşkın bir tanışıklığın ardından birlikte çalışmaya başladık. Grafik romanlar için yapımcılık ve hikaye geliştiriciliği süreçlerine dahil oluyor, üstelik bundan inanılmaz bir keyif alıyorum.

Birkaç yıl önce klasik sohbetlerimizden birinde grafik romanlarımızı oyunlara taşımanın nasıl bir fikir olabileceğini tartışıyorduk. Tamamen bir sohbetten ibaretti ancak ben hedefleri konusunda katı rutinleri ve alışkanları olan biriyim ve kısa zamanda bu fikir gerçeğe dönüştü. LUGAL; para kazanma hırsından bağımsız fakat tamamen profesyonellikle ve planla desteklenen, arkasında heyecan ve duygusallık iksirini barındıran bir meydan okuma öyküsü ile kuruldu. Bu nedenle en başından beri LUGAL Games’i hayal ettiğim başarıya ulaştıracak olan formülün, bu toprakların hazinelerinde ve hikayelerinde olduğuna inanıyorum. Hitit, Frig, Lidya, Wilusa ve hatta Sümer, Akad. Anadolu ve Mezopotamya Medeniyetleri bize inanılmaz hikayeler sunuyor ve onların diğer tüm mitolojilere ilham olan efsanelerine sahibiz. Bu potansiyeli, değeri kullanmak varken neden hala Yunan, Mısır veya İskandinav Mitolojileri etrafında dönelim?

Marvel’in yeni faz filmlerinde Gılgamış bir süper kahraman olarak karşımıza çıkıyor, uluslararası oyun stüdyolarının tarih danışmanları Spil Dağının eteklerinde geziyorlar. LUGAL’in hikayesi de işte bunlara bir tepki olarak doğdu. Oyunlar aracılığıyla kültürel mirasımızın keşfi ve bu mirası geniş kitlelere aktarmak görevini biz üstlenmek istiyoruz ve bunu gerçekleştirecek yetenekli bir ekibe sahibiz. Bunu öyle önemsiyorum ki markamızın adı da, logomuzu oluşturan 4000 yıllık piktograf da Sümerce kökene sahip ve tıpkı hedefimiz, hayalimiz gibi güçlü köklerle büyümeyi temsil ediyorlar.

Gelecek planlarınızdan bahsedebilir misiniz?

LUGAL Games'in marka değerini güçlendirmek en büyük önceliğim. Stüdyonun bir kültür taşıyıcısı ve oyun dünyasının ötesinde deneyim sunan, kitlelerin saygısını kazanmış bir işletme hedefine kavuşması konusunda ısrarcıyım. Bir oyundan daha fazlasını arayan, derin bağlantılar kurmak isteyen oyun severlere hitap eden bir marka kimliğini pekiştirmeyi amaçlıyorum. Nasıl ki Ueada’nın veya Druckmann’ın şahsına münhasır bir oyun tarzı ve dünyası var ise LUGAL Games’in ve onu var eden baş aktörlerinin de ortaya bir tarz koyabilmesi konusunda çalışıyorum.

Arka planda geleceğin oyun tasarımcılarını yetiştirecek akademi fikri de, oyun ekosistemi dışında kalan kişilere ulaşma konusundaki çabalarımız da bu yüzden.

Oyun Sektörünün Karbonsuz Geleceğe nasıl bir etkisi olacak?

Oyun sektörü 2022-2023 yılında yüzde 2,2’lik oranında büyüme kaydetti ve dünya genelinde 200 milyar dolarlık bir potansiyele ulaşmayı başardı. Küresel nüfusun neredeyse üçte biri-ki bunların tamamı kültürel bağlamda gamer olmasa da-oyun oynamaktadır. Sektörün gelecek yıllarda pazar erişebilirliği arttıkça daha geniş kitleleri etkisi altına alacağını öngörüyoruz.

Buna karşılık oyun endüstrisinin her ne kadar enerji, otomotiv, demir-çelik ya da çimento endüstrisi gibi karbon yoğun bir sektör olmasa da; üretim süreçlerinin, sunucu ve veri merkezlerinin enerji kullanımı dikkate alındığında karbon emisyonlarına hatrı sayılır derecede bir katkısı olduğunu da söyleyebiliriz. Durum böyle olunca sektörün sürdürülebilirlik atılımlarında önemli bir rol oynamasını gerektiğini belirtmeliyim.

FPS, Sandbox, MOBA, MMORPG ve daha sayamadığım birçok türün çevrimiçi oyunlarında büyük bir oyuncu kitlesi ve trafiği vardır. Popüler olan Fortnite, Leauge of Legends ve FIFA oyunlarını ele alalım. Bu tür çevrimiçi oyunlar büyük sunucu altyapılarına, ayrıca katılımcı sayısı ve oyuncu trafiği arttıkça daha fazla işlem gücüne ihtiyaç duyarlar. Bu şu anlama geliyor. Sunucu ve veri merkezlerinin sayısının artması, sürekli çalışması beraberinde enerji tüketiminin de artmasına neden olacak ve dolayısıyla karbon emisyonlarına yol açacaktır. Bu oyunların ayrıca dijital olarak dağıtımı ya da fiziksel kopyalarının üretimi, ambalajlanması ve taşınması da karbon ayak izine neden olmaktadır.

Daha somut konuşacak olursak, her Playstation’un üretilmesi sonucu ortalama 80 kg eşdeğer CO2 ortaya çıkıyor. Şimdi bu değeri üretilen milyonlarca sayıdaki konsol ile çarpın. Bu tek bir firmanın katkısı; Xbox, Nintendo ve diğer konsol markalarını ve aksesuarlarını hesaba kattığımızda çok da masum bir sektörden bahsedemeyeceğimizi anlamış oluyoruz.

Tüm bunlara rağmen sektör karbon nötr hedefine hizmet edebilecek dönüştürücü bir güce sahip. Gerek anlatı ve hitap ettiği kitle gerek ise karbon nötr teknolojilere yatırım yapacak finansal güç ile bunu başarabilir. Oyun geliştiricileri tıpkı geçtiğimiz aylarda yayımlanan Idle of Carbon City adlı oyunumuzda yaptığımız gibi, sürdürülebilirlik konseptlerini içeren oyunlarla, oyunculara doğal kaynakları yönetme, enerji tasarrufu yapma ve çevre dostu uygulamaları benimseme gibi konularda bilgi kazandırabilirler.

İşin özü Net Zero hedefine katkı sağlamak istiyorsak sektörler arası bir işbirliği ve katılımla bunu mümkün kılabiliriz. LUGAL Games, konuyu daha çok kendi inisiyatifinde ele alarak sürdürülebilirlik raporu yayınlayan nadir stüdyolardan biri olabilmek adına dijital dünyanın iklim değişikliğine karşı taahhütte bulunuyor.

Toplumdaki Karbonsuz Gelecek Farkındalığını nasıl arttırabiliriz?

Hükümetlerin karbonsuz teknoloji ve uygulamalarını destekleyen, bu tür girişimlere yönelik vergi avantajı ve teşviklerden oluşan politikalarını, yerel yönetimlerin ve özel sektörün bilinçlendirme kampanyalarına ek eğitici ve öğretici faaliyetleri, sosyal medya yoluyla farkındalık yaratma çalışmalarını ve STK işbirliklerini örnek gösterebiliriz. Tüm sektör profesyonelleri de muhtemelen bu çerçevede öneriler sunardı. Fakat bugün bırakın farkındalık yaratmayı, kişilerin dikkatini cezbetmek ve belli bir noktaya çekmek artık o kadar güç ki kitle iletişim araçları neredeyse hiç işe yaramıyor. Toplumun büyük bir çoğunluğu eğlenceli olmayan, kazanç sağlayamadığı sıkıcı içeriklerle ilgilenmiyor ve vakit harcamıyorlar. Bu nedenle öncelikle günümüz insanını ve toplumsal yapıyı iyi anlamamız gerekiyor.

Konuya farklı bir perspektiften bakalım ve Karbonsuz Gelecek ya da Sürdürülebilir Yaşam mottosunu tabana nasıl ulaştırabiliriz, bunu bir tartışalım. Bugün televizyon-endüstri kompleksi olarak tanımladığımız reklamların TV aracılığıyla insanları etkileme potansiyeli gün geçtikçe zayıflıyor, kitleleri içeri çekmekte zorlanıyor. Buna paralel olarak aktif telefon kullanıcısı ve kişi başına düşen cihaz sayısı artış gösteriyor. Geçtiğimiz yıl yalnızca Android cihaz kullanıcısının 2,5 milyardan daha fazla olduğunu biliyoruz. Akıllı telefonlara sahip milyarlarca kitleye, bir amaç vererek motivasyonlarını sürekli kılacak ve beraberinde keyif almalarını sağlayacak bir tür yaklaşımla farkındalıklarını arttırmak, çevre bilincini aşılamak ne harika olurdu değil mi? Ödüller ortaya koyup, yarışmalar ve turnuvalar düzenleyerek katılımcıların ilgisini cezbedeceğiniz ve bunu yaparken de öğretebileceğiniz, interaktif bir yöntem zaten var. Oyunlaştırmaktan bahsediyorum.

Bir verimlilik uygulaması olan Forest bu yaklaşımla başarılı oldu, üstelik telefondan olabildiğince uzak durmanızı ve verimli çalışmanızı teşvik eden bir uygulamadan bahsediyorum. Kullanıcılar, telefondan uzak durdukları, bakmadan geçirdikleri her 30 dakika için sanal bir ağaç kazanıyorlar ve bu alışkanlık arttıkça ağaçlar zamanla bir orman oluşturuyor. Ancak, bu ritüeli bozarsanız ağaç kuruyup ölüyor. Sanal ağacınızı kaybetmek istemiyorsanız ekrana bakmaktan kaçınmanız gerekiyor. Elbette uygulamanın can alıcı noktası bu değil. Fidanlar büyüdükçe kullanıcıya sanal para, jeton kazandırıyor. Yanlış hatırlamıyorsam 2000’in üzerinde jeton sayısına ulaştığınızda uygulama adınıza gerçek bir ağaç dikmeye söz veriyor. Forest, bu amacını Trees For The Future organizasyonuyla iş birliği yaparak gerçekleştiriyor.

Bu uygulama, çevresel bilincinin gelişmesi konusunda eğlenceli bir yola başvururken, ayrıca STK işbirliği ile de saydıklarımıza iyi bir örnek olabilmeyi başarıyor.

Karbonsuz Gelecek için çalışan genç girişimcilere ne tavsiye edersiniz?

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Ses getirmiş ya da ulusal ölçekte bir Unicorn çıkarmış Start-Up’ın kurucusu değilim. Fakat sürdürülebilir bir başarı yakalama konusunda gerçekçi bir yol haritasına sahip, üretmeye devam eden istikrarlı bir girişimciyim. Tavsiyeden ziyade bu yol haritasıyla ilgili nacizane birkaç söz söyleyebilirim. Asla ama asla işime tutku, sıradaşılık ve sihir katma konusunda ekstra çaba göstermiyorum. “Başarısızlıktan çekinmeden deneyebileceğim ya da girişebileceğim en cesur şey ne olurdu?” sorusuna her ne kadar hayal kurmayı seven biri olsam da gerçeklerle bağını koparmadan ve yaratıcılığımı koruyarak cevap vermeye çalışırım.

Çizgi roman ve oyun girişimlerimin de temel kaynağı budur. Kendim için, ben istediğim için bir şeyler yapıyor olmamdır. İşte bu kadar basit! Sonrasında üzerinde düşündüğüm iş ne ise o alandaki sorunlara odaklanarak, somut bir problemi çözmeye yönelik bir vizyon geliştirmeye çalışırım. Empati kurabilen bir girişimciyimdir. “Ben gerçekten bu ürün ya da hizmeti satın alır mıydım?” Samimiyetle cevap veririm. Sıkıcı olan ve dahası herkesin işine gelen pazar çoktan kapıldı. Seth Godin ve Sean Ellis okuyan arkadaşlar aşinadırlar. Böylesi bir ortamda girişiminizi öne çıkarmak için, kışkırtan, çok ucuz ya da çok pahalı, kızdıran, basit ya da karmaşık, uçlarda gezinen bir ürün veyahut hizmet ortaya koymalısınız. Kısacası işiniz bir değer önerisi içermelidir. Benim girişimcilik reçetem de formülüm de tam olarak bunlardan ibaret.

Elbette girişimcilik serüveni bu kadar basit değil. Girişimleriniz karbonsuz gelecek üzerine kurgulanacak ise; projenizin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik etkilerini de düşünerek hareket etmek zorundasınız. Toplum ve iş dünyası üzerinde olumlu bir etki yaratmak üzerine odaklanmalı, sürdürülebilirlik alanındaki girişimciler, uzmanlar ve kuruluşlarla iletişim kurarak ağınızı genişletmeniz gerekmektedir. Son birkaç yıldır akıllı ve yeşil dönüşüm üzerine sıkça düşünülen, tartışılan ve çalışılan konular olarak ön plana çıkıyor. Dijital platformları ve veri analitiğini kullanarak çevre için katma değer yaratmak finansman kaynaklarına ulaşmayı kolaylaştırabilir. Özellikle sorumlu yatırımcının geliştiği bu ortamda karbonsuz gelecek fikri üzerine çalışan girişimciler için desteğe ulaşmak daha da mümkün hale gelebilir.

Rahmi Aydemir olarak nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz?

Gerçek dünyanın pragmatik zorunlulukları ve günümüzün realiteleri ile geleceğin tasvirini çizmek daha doğru ve kolay olacaktır. Diğer türlüsü hayal gücümüzün sınırlarını zorlayan futuristik bir gelecek kurgusu, bilim kurgudan öteye gidemeyecek. Uzun lafı kısası, teknolojik gelişmelerin ve dijital dönüşümün iletişim şekillerini, iş dünyasını, kültürü ve toplumsal ilişkileri büyük ölçüde etkileyeceği bir geleceğe hazırlıklı olmalıyız.

Küreselleşme ile birlikte toplumlarda çeşitlilik artmaya devam edecek ve beraberinde bu bazı toplumsal sorunları da getirecektir. Bugün Avrupa’da aşırı sağ hareketinin yükselişe geçmesi, otoriterizm, göçmen karşıtlığı, milliyetçilik ve populizmin benimsenmesi de küreselleşmenin sonuçlarından biridir. Doğru veya yanlış tartışmayacağım ancak bu durum yakın gelecekte ortaya çıkacak büyük problemlerin bir ön provası niteliği taşıyor. Gelir dağılımındaki farklılıklar, cinsiyet eşitsizliği ve diğer sosyal adalet meseleleri ise çoğu toplum için problem olmaya devam edecektir.

İklim değişikliği ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını ise hale tartışıyor olacağız. Rusya ve Ukrayna savaşı bunun güzel bir örneği olabilir. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik politikaları, çatışmalar ve ülkeler arası gerilimler enerji güvenliğini tehdit ederek, uluslararası toplumun, özellikle Rusya'ya yönelik uyguladığı yaptırımlar ve ticaret kısıtlamaları sonucu enerji sektöründeki işbirliklerini ve ticareti etkileyerek, Avrupa’yı zora sokmuştu. Avrupa’nın, doğal gaz tedarikinde Rusya'ya büyük ölçüde bağımlı olması ve Rusya’nın bu yaptırımlara karşı sert tavrı Almanya’nın yeşil enerji politikalarını ivedilikle rafa kaldırmasına neden olmuştu. Hipokrasiye örnek bir vaka yaşamıştık. Yeşil Mutabakat konusunda ısrarcı tavrını net bir şekilde ortaya koyan Avrupa’nın, enerji tedarikinde yaşadığı sıkıntıya karşı tasarrufunun yeşil politikalardan vazgeçmek üzere kullanması tam bir hayal kırıklığıydı.

Tüm bunları değerlendirecek olursak ben merceği bundan üç yıl önce Kovid-19 salgını sonrasında ekonomilerin nasıl ayağa kalkacağı ve tekrar inşa edileceği sorununa bir çözüm olarak ortaya atılan “Büyük Sıfırlama” kavramına doğrultmak istiyorum. Hatta Sanal Davos Zirvesi de bu kavram etrafında şekillenmişti. Bir nevi Endüstri 4.0’ın tüm nimetlerinden faydalanma girişimi olarak da özetlenebilir.

Sürdürülebilirlik, adalet, kapsayıcılık ve dijital bir dünya bileşenlerinden oluşan Büyük Sıfırlama; “Daha adil, daha yeşil ve herkesin daha eşit olduğu” bir gelecek fikri vaat ediyor. Ben ise bu ısrarın bizi hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması endişelerimi de doğrulayacak bir Dijital Taş Devri’ne götüreceğini düşünüyorum. Gerçek deneyimlerden uzak, tamamen sanal ve işlevsiz bireylerden oluşan bir toplum fikri çok uzak görünmüyor.

Volkan ARGIN

KarbonsuzGelecek.com